30/5/2008

Patates,yumurta ve kahve

Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikayet eden; Her gün hayatinin ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı Hayat, ona göre, çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu.
Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına.
Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.
Bir gün onu mutfağa götürdü.
Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.
Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, Bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu Daha sonra kızına tek kelime etmeden, beklemeye başladı.
Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu.
Ama o kadar sabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.
Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi.
Yirmi dakika sonra, adam cezvelerin altındaki ateşi kapattı.
Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu.
İkincisinden yumurtayı çıkardı.
Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.
Kızına dönerek sordu: - "Ne görüyorsun ?"
"Patates, yumurta ve kahve" diye alaylı bir cevap verdi kızı.
"Daha yakından bak bir de" dedi baba , "patatese dokun."
Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.
"Ayni şekilde, yumurtayı da incele". Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.
En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.
Söylenileni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı.
Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı "Bütün bunlar ne anlama geliyor baba? "
Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de ayni sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı.
Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı farklı tepkiler vermişlerdi.
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü.
Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurta sertleşmiş katılaşmıştı.
Ancak kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.
"Sen hangisisin" diye sordu kızına.
"Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?"
"Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? "
"Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracakcaksın? "
"Yoksa, Kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin "

Siz Hangisisiniz.........?

30/5/2008

Profesyonel



Genç kadın işyerinde kotu bir haber alır.Küçük kızının bakicisi telefonda çocuğunun çok ateşlendiğini mutlaka eve gelmesi gerektiğini bildirir.Hemen isinden izin alır ve ateş düşürücü bir ilaç için en yakın eczaneye koşar.Arabasının yanına geldiğinde arabayı anahtarı içindeyken kilitlediğinin farkına varır.Eve hemen yetişmesi gerekmektedir ama nasıl..?

Evini arar ancak çocuk bakicisinin verdiği haber daha kotudur, kızın ateşi biraz daha yükselmiştir.Bu arada kadın içinde bulunduğu duruma bakıcıya anlatır.Bakici arabanın kilidini açabilecek bir servis bulmasını ya da çakı, bıçak gibi bir şeyle kendisinin açmayı denemesini söyler.

Yakında bulunan bir marketten küçük bir çakı alır ve arabanın yanına gider.Ama bunun nasıl kullanılacağını bilemez. Arabanın kapılarını zorlar, sallar ama bir sonuç yok...

Başını gökyüzüne doğru çevirir, " Tanrım , lütfen küçük kızıma ulaşmam için bana yardim et" .

Bu arada çakıyla kapıyı kurcalamaya devam eder.O sırada yoldan geçmekte olan sakalları uzamış, ustu başı bakımsız bir adam durup kadını izler ve " Hanımefendi, isterseniz yardımcı olabilirim"der.
Kadın çaresiz teklifi kabul eder ve içinden düşünür, "Tanrım gönderdiğin yardim bu mu?"

Kılıksız adam birkaç dakika içinde arabanın kilidini açmayı başarır.Kadın şaşkınlıkla adama teşekkür eder, kızının durumunu
anlatır, hemen yetişebileceği için minnettar olduğunu belirtir ve bir miktar para uzatıp " Çok iyi bir insansınız" diye teşekkür eder.
Adam, " Hayır hanımefendi, maalesef iyi bir insan değilim" der, "Hapishaneden yeni çıktım" ilave eder, "Araba hırsızlığından..." Kadın bir sure sessiz kalır, adam uzaklaştıktan sonra tekrar yüzünü gökyüzüne çevirir, kendini tutamaz, ağlayarak ;" Tanrım , bir profesyonel gönderdiğin için çok teşekkür ederim" der

10/5/2008

Tutsağın olmassam ....

Tutsağın olmazsam senin
bu gece de tüm geceler gibi
kıyısız okyanuslara düşerim
dalgasız denizlere.

tutsağın olmazsam senin
kanayan kanatlarımla
enlemsiz boylamsız gezerim
ülkesiz atlaslarda.

Tutsağın olmazsam senin
yaşadığım uçlar arasında
çılgınlığı ararım
sığamam küçük kalıplara.

Tutsağın olmazsam senin
çıktığım yazılarda
ismini ve ismimi kazırım
duvarlara yanyana.

Tutsağın olmazsam senin
yaşayamam
tutsak et beni
yoksa savaşamam.

23/3/2008

Maksat siir olsun ...



Sana bu şiiri laf olsun diye yazıyorum

Gözünde sinek ikilisi kadar değeri olmayan bir iskambil kağıdıyım.
Hayat kumarında tebessüme mağlup hayallerim

Yağmurun suyuna bandığım yavan aşkım
sevmeyince yine yolunu unuttu kör yüreğim
yorgun ve şaşkın.

Umut ıstakasına konmuş sahte okey ile hayalin arasında bir bağ kurdum
Ve Anladım ki, yalnızlıkmış benim yurdum...

Sevdiğim,
ama hala açık sokak kapısı
ve posta kutusunda yüreğim...

Rakının içindeki alkol değeri miydi ilk dublede sarhoş eden
yoksa aşkın içindeki özlem mi?
Kim bilir,belki de birazcık gizem.
Söylesene,neydi karşına çıktığımda dizlerimin bağını çözen?

Benim alnımın secdeye değdiği bir an vardı
Ve hiç görmeden taptığım Allah ım.
İşte öyle sevdim desem inanır mısın?
İnanır mısın gözlerinin içinde gördüğüm Cennete? ...

Hiç isyan etmedim çocukluğumda,
Annemin sürdüğü kuru ekmeğimin üzerindeki salçaya
Neden demedim babamın attığı tokata
Gülümseyebilmekti tek derdim
Şimdi gülüyorum halime...

Ben seni maksat şiir olsun diye sevdim.


Yüreğimde peygamber mührü
sabrettim öfkene,belki bir gün diner diye...
Olmadı
Geride,kalp ameliyatında aşkı alınmış
asık suratlı,sevgisiz biri kaldı.
Her aşkın bir kurşunu varmış
beklemem artık,
Şakağıma bir namlu,bir intihar dayandı...

22/3/2008

Ecelim olur musun ?



Hayret! Nasılda ışıldıyor yüreğin
Sen gerçekten kulmusun
Sevdanı gördüm gözlerinde
Yoksa ulaşamayacağım nurmusun

Çırpınır güzelliğinin yakamozunda şiirler
Nakarat nakarat yakar bedenimi şarkılar
Mısra mısra, mızrak mızrak
Saplanır gözlerime güzelliğin.

Gülüşün bir çocuğun sevinciyle
Bayram öncesi arifeleri hatırlatır
Öyle özlem, Öyle elbise, Öyle pabuç
Her açılan kapıda şevkatinle karşılaşmak
Öyle şeker, Öyle fıstık; Öyle lokum

Hasretinin hararetiyle buğulanmış bir cama,
İsminin baş harfini yazınca büyürüm yeniden
Öyle mecnun, Öyle Ferhat, Öyle kerem

Sen yüreğimdeki iklimin baharı
Sen Lisanı olmayan dillerin alfabesi
Sen, yavan bir hasretin sevda katığı
Sen Bir ilâha niyetlendiğim sahurum.

Gitme sakın yüreğimden âşık sana bu şehir

Asılmış suratların boynundaki ilmik
Çatılmış kaşların şakağındaki kurşun
Bükülmüş dudakların isyandaki dilleri
Yokluğunla savaşmanın, çırılçıplak kışı
Hep mahcubiyet doğurur güneş yerine.

Oysa güneşimsin sen
Uslanmaz ki sensiz bu beden
Bir tebessüm et yeter
Bakışındaki nakışa gölge olmam ben.

Fesat bir yalnızlık var içimde
Yoksun ya yanımda olmasın kimse mutlu

Şimdi sensiz açan çiçekler solsun
Ağustos ayında, el ele tutuşmuş âşıklar donsun
NEYSE! Hepsi bir yana dursun,
Sadece sana öleceğim Ecelim olur musun?

9/3/2008

Affet sevdim ...

Tesadüf müydü aramadan bulmak

Yoksa bulduğumuz kişide mi arıyorduk aşkı?

Boş verdim

Ben alıştım da, seni bu kadar çok sevmeme

Omuzlarımdaki melekler şaştı

Ve bir bilsen, yokluğunda ne uykularım kaçtı

Kenar mahallenin fakir sokağında, oyuncakları kırıldı diye annesinden dayak yemiş masum bir çocuğun

Gözyaşlarını biriktirdim sana...

Gidersen ağlarım belki

Ama sen hep gül

Gözlerindeki güneş batmasın yeterki...

Tabiata inat,

Hiçbir çiçeğe benzemeyen bakışların her an beynime kazılır.

Söylesene, sen şiir olmuşken, sana şiir mi yazılır...

Mecnundan nasihat aldı yüreğim

Ferhat tan kuvvet


Seni bu şiir rahatsız ettiyse, ne olur beni affet

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

  • RSS
Blogcu ile yapıldı